Basın

Cumhuriyet Gazetesi

Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, “Erkekliğin konuşulmayan kısmı aslında en çok kadınları etkiliyor” diyor. Konuşulmayan Erkeklik kitabında “erkekliğe” dair konuşulamayan sorunlara çözüm önerileri getiriyor.

Bu kitabın sadece erkekler için değil, çevresindeki erkekleri anlamak isteyen tüm kadınlar için de pratik, faydalı bilgiler içerdiğini ve konuşulmayan hatta tabu sayılan konuların aydınlatıldığı bir kaynak olacağını ümit ediyorum. Bu kitabı belki erkeklerden daha çok kadınlar okumalı” diyor.

– Erkekler neden erkeklikleri, bedenleri hakkında ketumlar ve konuşmuyorlar?

Konu bedenleri ve sagˆlık oldugˆunda, erkeklerin sorunlarını kendine saklama davranıs¸ kalıbı daha da belirgin hâle gelir. Hele bir de sertles¸me güçlügˆü gibi bir cinsel is¸lev sorunuysa mesele, hem partnerimizin hem de toplumun erkek fertlerinin gözündeki imajımızı, gücümüzü, statümüzü riske atmaktansa neredeyse “ölürüm daha iyi” gibi mantıktan uzak savunmalarla sorunlarımızı paylas¸maktan geri durabiliyoruz. S¸ahsi fikrim, bu durum erkeklere kalırsa binlerce yıl boyunca degˆis¸mez! O yüzden, erkekler konus¸maya bas¸layacaksa bu, kadınlar sayesinde olacak.

Haberin devamını okumak için tıklayınız

gazete

Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, Konuşulmayan Erkeklik’in sadece erkekler için değil, çevresindeki erkekleri anlamak isteyen tüm kadınlar için de pratik ve faydalı bilgiler içerdiğine dikkat çekiyor. Erkekliğin konuşulmayan kısmının aslında en çok kadınları etkilediğini ifade eden başarılı hekim “Erkekler konuşmaya başlayacaksa bu, kadınlar sayesinde olacak.” diyor.

“Erkeklik nedir?”, “Neden herkesin kendine göre bir erkeklik algısı var?”, “Erkeklerde beden algısı her şey midir?” gibi sorularla yola çıkan Konuşulmayan Erkeklik kitabı; erkek cinsel organları ve bunlarla bağlantılı hastalıklar, erkek doğum kontrol yöntemleri, andropoz ve menopoz arasındaki farklar gibi birçok önemli konuyu kapsıyor.

Haberin devamını okumak için: tıklayınız

Milliyet Gazetesi Saadettin Eskiçorapçı

‘Konuşabilen erkek medeni erkektir’

Erkeklerin cinsellikle ilgili problemlerini konuşamadığını anlatan ürolog Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı “En büyük sorun, sorunun kendisi değil, konuşulmuyor olması. Konuşsalar düzelecek” diyor.

– “Konuşulmayan Erkeklik”i yazmak neden gerekliydi?

Çünkü erkekler erkeklikle ilişkilendirdikleri problemleri konuşamıyor. Aslında kitabın ismini “Konuşsana be adam” koymayı bile düşündüm. Bir hekim olarak, özellikle de karşı cinsin yaşadıklarını gören bir insan olarak o kadar muzdaribim ki bundan… Çünkü ben biliyorum konuşsalar düzelecek. En büyük sorun, sorunun kendisi değil, konuşulmuyor olması.

– Size geldiklerinde nasıl davranıyorlar?

Şöyle örnekler oluyor: Hasta geliyor, zaten daha kapıdan girdiğinde ben onun hangi tür bir şikayeti olabileceğini tahmin ediyorum. Geliyor ve gerçek problemini söylemeden gidiyor. Bazen de tam tersini söylüyor. Ereksiyon problemi varsa ben günde üç kere cinsel aktivitede bulunuyorum diyor örneğin. O yüzden erkekleri çoğunlukla eşleri ya da partnerleri getiriyor zaten. Kendileri gelmiyor. Kitapta partnerlere seslenmem de bu nedenle, çünkü böyle bir problemde partnerinizin hayatını kurtarabilirsiniz

– Neden konuşmuyorlar?

Ben bunun anne karnındaki sürece kadar giden boyutuna dikkat çekiyorum. Biliyorsunuz anne karnında ilk 6 hafta aslında hepimiz kız bebek olarak dünyaya geliyoruz, XX kromozomlarıyla. Erkeklik hormonu 6. haftadan itibaren başladığı için erkek bebek annenin hormonuyla çatışma içinde gelişiyor. Yani biz erkekler annemizle hormonal çatışmayla başlıyoruz hayata. Bu da erkekliği ispat edilmesi gereken bir şeye dönüştürüyor. Halbuki kadınlık öyle değil, anneyle uyumlu bir hormonal yapı içinde gelişiyorsunuz bebeklikten itibaren. Bu yüzden de kadınların cinsiyetleriyle ilgili bir problemleri yoktur, çünkü ispata ihtiyaç duymazlar. Halbuki erkek her zaman bu ispat baskısını hissettiği için, erkekliğiyle ilgili konuları konuşmamayı tercih eder. Konuştuğu an bunun bir varoluş problemine  dönüşmesinden korkar.

Haberin devamını okumak için tıklayınız

t24 haber saadettin eskiçorapçı

Üroloji ve üroonkoloji uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, doktora gitmekten ve dertlerini anlatmaktan çekinen erkekleri konuşmaya davet ederken, Erkekler konuşmaya başlayacaksa bu, kadınlar sayesinde olacak.” dedi.

Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı’nın, üroloji ve üroonkoloji hekimliği alanında edindiği deneyimi ve izlenimlerini aktardığı ilk kitabı Konuşulmayan Erkeklik, Epsilon yayınlarından çıktı.

“Erkeklik nedir?”, “Neden herkesin kendine göre bir erkeklik algısı var?”, “Erkeklerde beden algısı her şey midir?” gibi sorularla yola çıkan Konuşulmayan Erkeklik kitabı; erkek cinsel organları ve bunlarla bağlantılı hastalıklar, erkek doğum kontrol yöntemleri, andropoz ve menopoz arasındaki farklar gibi konulara da yer verdi. Devamını okumak için tıklayınız

hurriyet-gazetesi-saadettin-eskicorapci

EY ERKEK! YÜZDE KAÇ İHTİMALLE SENİN NORMAL BİR ORGANIN VAR

– Araştırmalar şunu ortaya koyuyor: Dünyada her 3 erkekten ikisi organının küçük olduğuna inanıyor.

– Dünyadaki erkeklerin yüzde 98’i en azından biri kere organını büyütmeyi hayal ediyor…

Peki öyleyse dünyadaki erkeklerin yüzde kaçının organı normal büyüklüktedir?

Sıkı durun…

–  Şu güneşin altında yaşayan bütün erkeklerin sadece yüzde 5’inin organı normalden büyükmüş.

Diyeceksiniz ki bizi asıl ilgilendiren normalden küçük olanlar.

Yine sıkı durun…

– Yeryüzünde yaşayan erkeklerin sadece yüzde 5’inin organı normalden küçük.

Sonuç:

– Yani yüzde 90’ınki normal boyutta… Ve siz de yüzde 90 ihtimalle normal bir organa sahipsiniz…

Rahat olun yani…

Devamını okumak için tıklayınız

hurriyet-gazetesi-saadeettin-eskicorapci

KADINLARIN PROSTATI NEREDE?

‘KONUŞULMAYAN Erkeklik’ kitabından öğrendiğime göre: “Kadınlarda adı prostat olan bir organ yoktur. Ama biyolojik köken olarak benzer fonksiyon gören bir organ vardır. Bu organın adı ‘skene bezi’dir. Bu bezin fonksiyonlarını etraflı olarak açıklayan da patoloji uzmanı Milan Zaviacic’dir. Erkeklerdeki prostata benzeyen bu bez de tıpkı erkeklerde olduğu gibi prostat spesifik antijen (PSA), asit oslataz gibi maddeler salgılar.”

BİR SORU
ANDROPOZ ERKEK MENOPOZU MUDUR

kitaptan öğrendiğime göre, Dr. Saaddettin Eskiçorapçı da benimle aynı kanaatte. Yaşlanan erkeklerde testosteronun yavaş yavaş azalması, kadınların yaşadığı “menopoz” benzeri şikâyetlere erkeklerde de yol açabiliyor. Bu nedenle de 45 yaş sonrasında testosteronu azalan erkeklerde bir tür “erkek menopozu” şeklinde tanımlanabilecek sorunlar ortaya çıkabiliyor. “Peki, nedir
o sorunlar hocam?” diyorsanız 1 numaralı kutuya göz atabilirsiniz.

Haberin devamını okumak için tıklayınız

Habertürk Prof Dr Saadettin Eskiçorapçı

Gençlerde görülen prostat iltihabı:  Prostatit
Toplumda “gençlerde prostat olmaz” gibi bir inanış olsa da bu inanışın doğru olmadığını dile getiren Eskiçorapçı konu ile ilgili şu ifadeleri kullanıyor: “Prostat bir organdır ve anne karnından itibaren her erkekte bulunur. Ergenlik öncesi erkek çocuklarda prostat bezi fonksiyonuzdur ve 3-6g. kadar olup çok küçüktür. Ergenlikle beraber erkeklik hormonlarının artması, prostat bezini büyütür, prostat 20g. ağırlığa ulaşır ve meni kesesiyle beraber meni sıvısı salgıla- maya başlar. Bu sıvı, sperm hücrelerini kadın üreme kanallarına doğru yol alırken korumak için üretilir. 40’lı yaşların ortasına kadar aynı büyüklükte kalan prostat sonrasında tekrar büyümeye başlar. Tip 3 prostatit, en sık görülen şeklidir ve gençlerde görülür. Maalesef bu tipin hem tanısı hem de tedavisi zordur. Bu hastalar genelde idrar yolunda ve testislerinde hatta makata ve bacağa vuran ağrıyla doktora başvururlar. Başvuru anında sıklıkla idrar yakınmaları da olur.”

Genç yaşlarda en sık görülen problem prostat bezi iltihabıdır. Bu yaşlarda iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ve kanser çok çok nadir görülür. Gençlerde prostata bağlı hastalıklar görülebilir.

Prostatit olduğunuzu nasıl anlarsınız? Şikâyetler neler olabilir?

İdrar yolunda, bacağa, kalçaya, makata veya testislere vuran ağrı, sık idrara gitme, gece idrara kalkma, idrar yaparken yanma, boşalma sonrası yanma, erken boşalma ve psikolojik stres şikâyetlerinden bir veya birkaçı varsa prostatit olabilirsiniz!

Devamını okumak için tıklayınız

Sabah Gazetesi Prof Dr Saadettin Eskiçorapçı

ERKEKLİK ÜZERİNE KONUŞMAK
Üroloji uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, ‘Konuşulmayan Erkeklik’ adlı bir kitap çıkardı. Kitabını yıllardır edindiği deneyimler ve binlerce erkek hastasıyla konuşarak oluşturan Saadettin Hoca, gerçekten sohbeti keyifli ve entelektüel birisi… Haliyle kitabı da, sohbeti gibi keyifli ilerliyor. Kitapta; erkeklik ile ilgili yanlış bilinen konuları, soru-cevap şeklinde oldukça kolay ve anlaşılır şekilde okuyabiliyorsunuz.

Ayrıca erkekleri anlamak isteyen kadınlar için de faydalı bilgiler, tabu sayılabilecek konular yer alıyor.
Prof. Dr. Eskiçorapçı, ‘Konuşulmayan Erkeklik’ kitabını yazmasındaki ilham kaynağının ise Hacettepe’deki hocası Prof. Dr. Sezer Kendi olduğunu ve onun vasiyetini yerine getirdiğini belirtiyor.

sozcu-gazetesi-prof-dr-saadettin-eskicorapci

Saadettin Eskiçorapçı’dan Konuşulmayan Erkeklik. Erkekler doktora gitmekten ve dertlerini anlatmaktan çekiniyor. Çekinmeyin beyler, konuşun! Yazar, üroloji ve üroonkoloji hekimliği alanında edindiği deneyimi ve tedavi sürecinde hastalarının nasıl hissettiğine dair izlenimlerini bir araya getirerek erkekliğe dair konuşulamayan sorunlara çözüm önerileri getiriyor. Erkeklik nedir? Neden herkesin kendine göre bir erkeklik algısı var? Kadınlar sorunlarını anlatmakta daha rahat ve çözüm odaklıyken erkekler konuşmaktan ve çözüm aramaktan neden kaçıyor? Erkeğin görevleri ve işlevleri mi var? Yoksa erkek biyolojik bir mekanizma mı? Prostat probleminiz mi var? Peki, prostatın ne olduğunu gerçekten biliyor musunuz?

Yüzünüzde gözlerinizin, burnunuzun ve ağzınızın olduğunu biliyorsunuz. Ya cinsel organlarınızın adlarını sayabilir misiniz? Erkeklerde beden algısı her şey midir? Andropoz nedir? Andropoz ve menopoz arasında ne gibi farklar var? 

Posta Gazetesi Saadettin Eskiçorapçı

Genital siğillerin erkek ve kadın cinsel sağlığı hakkında bilgi veren Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, konuyla ilgili şunları söyledi “Genital siğiller, çoğunlukla cinsel ilişkiyle bulaşır ve bu durum, ilişkileri olumsuz etkileyen güven bunalımı yaratıp şüpheleri gündeme getirir ve ayrılığa kadar giden sürecin başlangıcı olabilir. Bu nedenle doğru bilgilenme çok önemli! Tabii bir de siğillere sebep olan virüsün uzun dönemde kanser yapıcı etkisini de unutmamak gerekiyor.

Genital siğiller, penis, torbalar, kasık bölgesi ve bacak arası veya anüste bir ya da daha çok sayda ortaya çıkabilir. Tek tek veya grup hâlinde, ciltten yüksek, yassı veya karnabahar biçimli olabilir. Genellikle acıma hissi yaratmaz. Siğili olan bir kişiyle cinsel temas sonrasında, haftalar ya da aylar içinde ortaya çıkabilir.

Konuyla ilgili sorunu doktor yardımı almadan kendi başına çözmeye çalışan kişiler için uyarı da bulunan Dr. Saadettin Eskiçorapçı şunları söyledi: “Lütfen internet üstünden veya el yordamıyla bir tanıdıktan alacağınız krem ve ilaçlar ile tedavi etmeye çalışmayın. İleride çok daha problemli hatta çözümsüz durumlarda kalabilirsiniz. Bu konuda ilgili uzman hekime başvurmanız önemli.” dedi.

Saadettin Eskiçorapçı erkekler eşinizin hayatını kurtarabilirsiniz

EŞİNİZİN DE SAĞLIĞINI KORUYABİLİRSİNİZ!

Genital siğil varlığınından haberdar olan erkekler tedavi olmalı diyen Eskiçorapçı, böylelikle erkeklerin eşlerinin hayatını kurtarabileceğini söyledi. Eskiçorapçı sözlerine şöyle devam etti “Genital siğiller kadınlarda vajina içinde olduğundan fark edilmesi neredeyse imkânsızdır ve sessizce yıllarca kalıp rahim ağzı kanseri yapabilir.

Erkeklerdeyse kadınların tam tersine genital siğiller kolaylıkla görünür ve kendi kendinize yapacağınız düzenli, basit bir genital organ muayenesi tespit etmeye yeterli olacaktır. Erkekteki siğiller çok küçük, şüpheli hatta milimetrik boyutta bile olsa partneri korumak adına tedavisi yapılmalı çünkü uzun dönemde kadınlarda rahim ağzı kanserine sebep olabilir.”

HPV VİRÜSÜ HER İKİ CİNSİYETTE DE GÖRÜLEBİLİR!

HPV virüsünün cinsiyet ayırdımı olmadan herkeste görülebileceğini belirten Dr. Saadettin Eskiçorapçı, konuyla ilgili şunları söyledi: “HPV virüsü her iki cinsiyette de görülebilir ve kişiden kişiye cinsel temasla bulaşır. Kondomun örtmediği genital bölgedeki deri temasıyla da HPV bulaşabilir.

 

Genital siğiller gözle görünür boyuta gelmemişken, erken safada bile virüsün bulaşması mümkün! Hatta HPV bulaştıktan sonra, mikroskopik ve gözle görünmeyen bir şekilde uzun yıllar vücudunuzda sizinle beraber sessiz yaşayabilir ve bulaşıcı olabilir. Bu nedenle özellikle kadınların partnerinizde siğil varsa hemen kontrole gitmeleri ve test yaptırmaları gerekebilir.

HPV taşıyan gebelerde, doğum sırasında anneden bebeğe geçebilir. ABD verilerine göre cinsel açıdan aktif erkeklerin yaklaşık %1’inde genital siğil oluşabiliyor. ABD’de her yıl yaklaşık 400 erkekte HPV ilişkili penis kanseri 1.500 erkekte HPV ilişkili anüs kanseri 5.600 erkekte HPV ilişkili ağız içi ve boğaz bölgesinde kanserler görülüyor.

Erkeklerle ilişkide bulunan erkeklerde anüs kanseri görülme olasılığı, sadece kadınlarla ilişkide bulunan erkeklerden 17 kat daha fazla saptanmış. Zayıf bağışıklık sistemi olan erkeklerde, örneğin HIV (AIDS virüsü) taşıyanlarda anüs kanseri gelişme olasılığı, diğer erkeklere göre daha yüksek. Ayrıca HIV taşıyan erkeklerde genital siğil hastalığı daha şiddetli seyrediyor ve tedavisi de daha zor oluyor.

Haberin devamını okumak için tıklayınız

Bağırsağından Mesane Yapıldı

Bel ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran 68 yaşındaki İbrahim Aktaş’ın mesanesinde tümör belirlendi. Aktaş, robotik cerrahi ile bağırsağından yapılan mesaneyle hayata tutundu. İbrahim Aktaş’ın (68) geçen yıl bel ağrısı şikâyeti başladı, bir yılda üç kez doktora gitse de çare bulamadı. O süreçte idrarında hafif yanma da hissediyor ama önemsemiyordu. Sonrasında idrarında pıhtılı kanama fark etti ve gittiği hastanede mesanede tümör olduğu ortaya çıktı. Biyopsi geçirdi ve 2. evre mesane kanseri olduğu belirlendi. Aktaş ailesi için sonraki günler araştırma ile geçti. Mesanenin komple çıkarılması ve yeni bir mesane yapılması gerekiyordu. Önemli bir ameliyat geçirecekti. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı’ya gitti. Doktor ona, alınacak mesane yerine yenisini yapmak için ince bağırsağından bir bölüm alacaklarını söyleyince kulaklarına inanamadı. Üstelik bu ameliyat, uygun şartlar olursa robotik cerrahi ile yapılabilecekti.

SİGARA TETİKLİYOR

Aktaş’ın mesane kanseri olmasında en büyük etkenin sigara olabileceğini, sigaranın akciğer kanseri gibi mesane kanseri riskini de 10 kata kadar artırdığını belirten Prof. Dr. Eskiçorapçı, “Mesane kanserinin dünyada görülme sıklığı erkeklerde yedinci, ülkemizde dördüncü sırada ve baş etken sigara. Ancak İbrahim Bey gibi, toplumda birçok insan sigaranın mesane kanserinde de temel rol oynadığını maalesef ki bilmiyor” dedi. Aktaş da iş hayatının getirdiği stres nedeniyle tam 25 yıl, üstelik günde iki paket sigara içti. 50 yaşında, ani bir kararla 25 yıllık tiryakiliğine son verdi. Prof. Dr. Eskiçorapçı, Aktaş’ı 2. evre mesane kanserinden kurtaracak en başarılı ve ileri yöntemlerden birinin robotik cerrahi olduğunu söyledi ve ekledi: “Üroloji alanının en zor ameliyatlarından biri bu. Mesaneyi tümden çıkarıyorsunuz, yalnızca mesaneyi değil, prostatı da alıyoruz. Çünkü mesane kanseri olan 4 hastadan birinde prostat kanseri de saptanabiliyor.” Mesane yapmak için bağırsağın kullanıldığını belirten Prof. Dr. Eskiçorapçı, “Mesane yapmak için ince bağırsağın 40 santimetrelik bölümünü özel yöntemlerle küre haline getiriyor ve mesane işlevi veriyoruz. Mesane yerine geçen bu bağırsağı idrar kanallarına bağlıyoruz. Hasta iyileşince bağırsaktan yapılan mesane, normal işlevini görüyor. Bu yöntem, uzun yıllardır uygulanıyor ancak günümüzde, açık ameliyat yerine robotik cerrahinin sunduğu imkanlardan yararlanıyoruz” ifadesini kullandı.

DIŞARI İLE TEMAS ETMİYOR

Robotik cerrahi ile yapılmasının hastaya nasıl avantajlar sağladığını ise şöyle açıklıyor: “Bu teknikte, açık ameliyatın aksine kanama çok daha az oluyor. Bağırsaklar ameliyat süresince dışarı ile temas etmediğinden bağırsak problemi çok daha az görülüyor. Açık ameliyatta en az 3-4 saat dışarıda kalan bağırsaklarda, ameliyat sonrası sıkıntı veren uzamış kabızlık sorunu da yaşanmıyor.”

“Bağırsağından mesane yapıldı” adlı ve “18 Nisan 2017 Salı” tarihli haberinin interaktif medyada yansımaları

  • http://www.sabah.com.tr/yasam/2017/04/18/bagirsagindan-mesane-yapildi

Parmakla İnceleme Tarih mi oluyor?

Erkeklerin korkulu rüyası Parmakla prostat muayenesi tarih mi oluyor?
Prostat check up nasıl yapılmalı? Prostat kanserinde erken teşhis mümkün mü?

Prostat kontrolleri 45 yaşını geçmiş her erkekte, şikayeti olmasa dahi, yılda bir kere PSA(kan tahlili) ve parmakla muayene ile yapılmaktadır. Bu muayene olası kötü huylu prostat büyümesini erken teşhis etme amacı güder. Bununla birlikte parmakla muayene teknik olarak rektal(makattan) yolla yapıldığı için bir çok erkek tarafından tercih edilmemekte ve sadece bu nedenle checkup(kontrol) için doktora gitmesini engelleyen bir faktör olmaktadır.

Bununla birlikte teknolojideki gelişmelere paralel olarak parmakla incelemenin yerini alması muhtemel tanı yöntemleri keşfedilektedir. Bunlardan en yenisi Esomed yöntemi olarak göze çarpmaktadır. Bu teknikte radyofrekans dalgaları kullanılarak olası kötü huylu prostat büyümesinın erken teşhisi hedeflenmektedir. 400 hastadan fazla bir grupla yapılan ilk çalışmasında %90 üstünde bir başarı gösterdiği saptanmıştır. Bu hastalardan bir çoğunda da parmakla incelemeye gerek olmadığı saptanmıştır. Türkiye’de de ilk kez tarafımdan şu anda bir çalışma yürütülmekte olup sonuçlar en kısa sürede tarafımca paylaşılacaktır. Bununla birlikte, bu teknik sayesinde özellikle checkup hastalarının önemli bir kısmında parmakla inceleme yapılmadan kontrol yapmak ve prostat kanserinde erken teşhis mümkün olacak gibi görünmektedir.

Türk Yunan Toplantısı

Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı’nın katıldığı “Türk Yunan dostluk toplantısı”ndan kareler. Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı böbrek tümörlerinde ameliyatsız tedavi yöntemlerini anlattı.

EN Sağlıklı Sohbetler 27 Ekim 2019 – NTV

Daha doğru ve daha güzel bir yaşamın yöntemlerini, bilimsel araştırmalar ışığında Burcu Kaya, Doktor Talat Muratoğlu ile birlikte konunun uzmanlarıyla MarlinPlus yapımcılığında hazırlanan eN Sağlıklı Sohbetler’de tartıştı. “İyi huylu prostat büyümesi ve prostat kanseri arasındaki farklar neler?” “Prostat kanseri tedavisinde son yöntemler neler?” Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serdar Turhal ve Üroonkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı ile soruların yanıtları arandı. En Sağlıklı Sohbetler, 27 Ekim Pazar NTV

“EN Sağlıklı Sohbetler 27 Ekim 2019 – NTV” tarihli haberinin interaktif medyada yansımaları

Üroloji ve üroonkoloji uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, doktora gitmekten ve dertlerini anlatmaktan çekinen erkekleri konuşmaya davet ederken, Erkekler konuşmaya başlayacaksa bu, kadınlar sayesinde olacak.” dedi.

Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı’nın, üroloji ve üroonkoloji hekimliği alanında edindiği deneyimi ve izlenimlerini aktardığı ilk kitabı Konuşulmayan Erkeklik, Epsilon yayınlarından çıktı.

“Erkeklik nedir?”, “Neden herkesin kendine göre bir erkeklik algısı var?”, “Erkeklerde beden algısı her şey midir?” gibi sorularla yola çıkan Konuşulmayan Erkeklik kitabı; erkek cinsel organları ve bunlarla bağlantılı hastalıklar, erkek doğum kontrol yöntemleri, andropoz ve menopoz arasındaki farklar gibi konulara da yer verdi. Devamını okumak için tıklayınız